iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına...

  Yukarı tükürüyoruz sakal aşağı tükürüyoruz bıyık... İşlerde bir terslik var bugünlerde. değişmeyen bir şeyler de var ama... Değneğin iki ucu da b*klu mesela hala. Ne gidebiliyoruz ne kalabiliyoruz. Çok mu uyumsuz oldum ben buralara? Olmuyor entegre olamıyorum bu hayata ben. Hayat enerjimi geri kazanmam lazım. Aynaya bakarken gözlerimde geçmişi görüyorum mesela. Bu bakışı silmem değiştirmem lazım artık. 

 İlkokula kaydolurken mavi önlükle çektirdiğim fotoğrafı gördüm geçen gün. bir de ehliyet alırken çektirdiğim fotoğrafa baktım. gözlerim çok geğişmiş. Bakışlarım daha doğrusu... yılmış... benim o mavi önlüklü fotoğrafımdaki bakışları geri kazanmam lazım. 

 Kazanmak...

 Bakışlarım için bu kelimeyi kullanınca değişik geldi. Zaten bendeydi o bakışlar. Benimdi... Zorla aldı zaman onu benden. Hakkım olanı... Işık ışık parlayan umut ve heyecan dolu bakışlarımdı onlar benim. Kazanmam gereken bir şey değil anlayacağınız. Göz aynı göz, dimağ aynı dimağ... 

 İlk hatamdı o mavi önlük sanırım. Hiçbir şeyin farkında olmadan beni bir şeyleri kazanma yarışına soktuklarını bilmeden çekinmiştim o fotoğrafı. O kadar ki şimdi o bakışlardan bahsederken 'kazanmak' ifadesini kullandım elimde olmadan. 

 Şimdi söyleyin bana iyi kazanıyor musunuz? Peki kazandıklarınızın ugruna kaybettikleriniz? Bakışınız mesela? Sizin ilkokula başlarken çektiğiniz fotoğraftaki bakışınızla aynadaki bakışınız aynı mı?

Yorumlar